AK Parti, 17 yıllık kesintisiz tek başına iktidarına ve ülkemizin genç ve dinamik nüfusu ile zengin doğal kaynaklarına rağmen, halkımızın refah düzeyini olması gerektiği seviyelere yükseltememiştir. Bu süreçte yıllık ortalama % 5,8 büyüme gerçekleşse de, bu büyüme üretim odaklı olmamış ve nihayetinde bugün yaşadığımız sorunları beraberinde getirmiştir.

Geldiğimiz nokta itibariyle toplum kademeleri arasında gelir dağılımı adaletsizliği had safhalara ulaşmış, orta sınıf zayıflamış ve zengin ile fakir arasında uçurumlar oluşmuştur. İktidara yakın bazı çevreler hızla zenginleşirken, orta ve düşük gelirli vatandaşlarımızın alım güçleri azalmakta ve büyük bölümü bugüne kadar iktidar partisine oy veren bu vatandaşlarımız gittikçe fakirleşmektedir.

Enflasyon, faizler ve döviz kurları yükselmekte, her şeye zam gelmekte ve vatandaşlarımızın alım gücü her geçen gün azalmaktadır. Üretici ve esnafımız üzerindeki vergi ve diğer mali yükümlülükler artmakta ve devlet, adeta sanayici ve esnafımızın kazancına yarı yarıya ortak hale gelmektedir. Yüksek ÖTV ve KDV’ler ile asgari ücretlinin bile yıl içinde ikinci dilime geçtiği gelir vergisi oranları nedeniyle ücretli kesim de ağır vergi yükü altında ezilmektedir.

Uygulanan politikalarla Türkiye ekonomisi, ülkemizin iç ve dış borç stoklarını sürekli artıran, dış ticaret dengesini bozan, cari açığı her geçen gün büyüten, ağır dolaylı vergiler üzerine kurulu ve günü kurtarmaya yönelik israf ekonomisi haline dönüştürülmüştür.

Agresif özelleştirme politikalarına rağmen, yüksek vergi ve harçlar ile büyük kamu ihaleleri yüzünden devletin ekonomideki rolü azaltılamamış ve vergilendirme ile servetin toplum kesimleri arasındaki dağılımında adalet sağlanamamıştır.

Ayrıca uygulanan yanlış özelleştirme politikaları yüzünden sağlıklı bir özelleştirme yapılamamış, kamu kaynakları çoğunlukla yandaş işadamlarına adeta peşkeş çekilmiş, bu şekilde rant amaçlı özelleştirilen bazı kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) üretimleri durdurulmuş ve bir devlet için stratejik önemi haiz KİT’lerden bazıları yabancılara satılarak milli güvenlik riske atılmıştır.

Özellikle son yıllarda kamu mali yönetimindeki israf artmış ve adeta siyasi ve bürokratik saltanatlar oluşturulmuştur. Kiralama yöntemleriyle alt düzey kadrolara kadar son model makam araçları, üst düzey siyasiler ve bürokratlar için ise daha önce hiç örneği görülmemiş sayı ve şatafatta eskort araçlar ve güvenlik görevlileri tahsis edilmektedir. Trafikte diğer araçları taciz eden çakarlı veya tepe lambalı araç sayısı her geçen gün daha da artmakta, yöneticiler her geçen gün halktan daha da uzaklaşarak halkın sıkıntılarına ilgisiz tutumlar sergilemektedir.

İhale Kanunlarında ve mali mevzuatta getirilen istisnalar ile iktidara yakın işadamları ve sivil toplum kuruluşları kayırılmakta ve kayırılan kesimler hızla zenginleşmektedir. Türkiye, kamu yönetiminde yolsuzluk ve siyasal çürüme bakımından 17 yıl öncesine kıyasla fazla bir ilerleme sağlayamamış ve ülkemiz maalesef uluslararası yolsuzluk endekslerinde ön sıralardaki yerini korumuştur.

Sonuç itibariyle ekonomimiz, hala katma değeri yüksek ürünler üretemeyen ve uluslararası piyasalarda rekabet edecek gelişmişlik seviyesine ulaşamayan bir yapıdadır. AK Parti iktidarlarında geçen 17 yıllık süre sonunda, siyasi tercihlerle ekonominin yürümeyeceği, refahın yaygınlaşmayacağı ve sosyal adaletin gerçekleşmeyeceği açıkça görülmektedir.

Ekonomik büyüme ve kalkınma için de, sosyal refahın gerçekleşmesi ve yaygınlaşması için de tek yol, sağlam bir ekonomidir. Sağlam bir ekonomi ise, siyasi tercihlere göre değil, ekonomik gerçeklere göre oluşur. Ekonomimizi toparlayan sihirli bir değnek değil, ülkemizin kaynaklarını akılcı yolda değerlendiren doğru ekonomi politikalarıdır.

Ülkemizin demokrasi ve özgürlükler yanında ekonomik açıdan da gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarılması, katma değeri yüksek ürünler üretilmesi, ekonominin canlandırılması, milli gelirin artırılarak vatandaşlarımız arasında adil bir şekilde bölüştürülmesi ve milletimizin refah düzeyinin yükseltilerek zenginleştirilmesi için Partimizin politikaları şu şekilde olacaktır:

MALİ REFORMLAR
  • Başta KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler olmak üzere, tüm vergiler kademeli olarak düşürülecektir. KDV, tüm ürünler için yürürlükteki Katma Değer Vergisi Kanununun 28’inci maddesinde belirtilen %10 oranına düşürülecek, diğer tüm vergilerdeki genel indirim oranı, ilk aşamada ortalama %25 seviyesinde olacaktır.
  • Gelir, Kurumlar ve Veraset Vergileri gibi dolaysız vergiler, ilk etapta en az %25 olmak üzere kademeli olarak adil ve makul seviyelere indirilecektir.
  • Zengin ile fakirden aynı miktarda alınan dolaysız vergilerin bir kısmı, iki yıllık geçiş süreci sonrasında kaldırılacak, bir kısmı da kademeli olarak mümkün olan en düşük seviyelere indirilerek vergilendirmede adalet tesis edilecektir.
  • Gelir vergisi oranları düşürülerek ilk vergi dilimi, asgari ücretin yıl içinde ikinci dilime geçmeyeceği şekilde düzenlenecektir. Diğer vergi dilimleri de makul aralıklarla yeniden düzenlenerek başta çalışanlar olmak üzere düşük ve orta gelirli vatandaşlarımız üzerindeki vergi yükü azaltılacak ve vatandaşlarımızın refah düzeyleri yükseltilecektir.
Tablo: Mevcut Gelir Vergisi Dilimleri ve Oranları ile Önerilen Vergi Dilimleri ve Oranları
 
  • Vergi türleri azaltılacak, istisna ve muafiyetler kademeli olarak kaldırılarak vergi ve diğer mali yükümlülük oranları tüm mükellefler için eşitlenecektir. Böylece vergi ve diğer mali yükümlülüklere ilişkin mevzuat basitleştirilecek ve herkes tarafından kolayca anlaşılabilir hale getirilecektir.
  • Damga vergisi, özel iletişim vergisi, TRT payı, pasaport harcı, yurtdışı çıkış harcı vb. uygulamalar, iki yıllık geçiş süreci sonrasında kaldırılacaktır.
  • İşyerleri için ödenen stopaj vergisi uygulaması kaldırılacaktır. İşyerlerinden elde edilen kira gelirleri, tıpkı konut kira gelirleri gibi mülk sahipleri tarafından beyan edilerek vergiye tabi tutulacak ve böylece esnafımızın üzerinde önemli bir yük oluşturan stopaj vergisi sorunu çözülecektir. 
  • Lüks olmayan ürünlerden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), iki yıllık geçiş süreci sonrasında tamamen kaldırılacak ve ÖTV, adında yer alan “özel” kelimesinin gereği olarak sadece lüks tüketim mallarından alınan bir vergi haline getirilecektir.
  • Verginin vergisinin alınması gibi uygulamalara son verilecektir. Hem KDV, hem de ÖTV alınan ürünlerde her iki vergi tutarı da, ürünün vergisiz satış bedeli üzerinden hesaplanacaktır. Böylece akaryakıt, otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin fiyatlarında, hem vergi (ÖTV ve KDV) indirimi nedeniyle, hem de verginin hesaplanma yöntemindeki değişiklik (vergiden vergi alınmaması) nedeniyle büyük ucuzlama olacaktır. Bu ürünlerdeki ucuzlamanın hem üretime hem de tüketime etkileriyle, ticaret artacak ve toplanan vergi tutarlarında kamu maliyesini etkileyecek bir azalma olmayacaktır. (Mevcut vergilere göre ve önerilen vergi indirimleri sonrası fiyat hesaplamaları için tablolara bakınız)
Tablo: Mevcut vergi oranları ve önerilen vergi oranlarına göre örnek araç bedelleri
 
Tablo: Mevcut vergi oranları ve önerilen vergi oranlarına göre benzin fiyatları
 
 
  • Getirilecek vergi indirimlerinin tüketiciye yansıması için gerekli düzenlemeler ve denetimler yapılacaktır.
  • Vergi Usul Kanununun (VUK) “Kaçakçılık Suçları ve Cezaları” başlıklı 359’uncu maddesinde yer alan cezalar, adaleti gözetecek ve ticari faaliyetleri engellemeyecek şekilde tekrar düzenlenecektir. Bu madde uyarınca öngörülen cezalar, sadece yanıltıcı/sahte belge düzenleyenler için geçerli olacak ve bu belgeleri bilmeden kullananlara ceza uygulanmayacaktır.  
  • Bürokratik ve siyasi müdahalelerden tamamen arındırılmış, objektif bir vergi denetim sistemi oluşturulacaktır.
  • Siyasi müdahaleler ile rüşvet ve kayırmaya açık vergide “uzlaşma” müessesi kaldırılacak ve bu suretle devletin tahsilinden vazgeçtiği yüklü miktarlarda vergi tutarları bütçeye kazandırılarak, adaletsizliğin önüne geçilecektir.
  • Futbolcular ve jokeylerin aldıkları ücretler gibi sabit ve düşük oranlardan gelir vergisine tabi tutulan gelirler, diğer tüm gelir sahibi vatandaşlarımız gibi artan oranlı tarifeye göre vergilendirilecek ve böylece hem vergilendirmede adalet tesis edilecek, hem de bütçeye önemli bir katkı sağlanacaktır.
  • Vergiden kaçınmak için vergi cenneti olarak tanımlanan ülkelerde kurulan off-shore şirketler ve açılan hesaplar da vergiye tabi tutulacak ve böylece hem ulusal sermayenin ülke içinde kalması sağlanacak, hem vergi adaleti sağlanacak, hem de bütçeye önemli bir katkı sağlanacaktır.
  • Üretimde kullanılan girdiler üzerindeki (ithalat vergisi, ÖTV, KDV vb. gibi) vergi yükü, kademeli olarak en asgari düzeye çekilecek, stratejik sektörlerdeki üreticilere faizsiz kredi verilecek ve mümkün olan her enstrüman ile üretim teşvik edilecektir.
  • Ortalama %25’lerin üzerinde vergi indirimleri yapılırken, vergi mevzuatının basitleştirilmesi kapsamında tüm vergilerde halen uygulanan istisna, muafiyet vb. vergi harcama uygulamaları da kademeli olarak kaldırılacaktır. Böylece vergi indirimleri nedeniyle ilk etaplarda bütçede yaşanacak gelir kaybının önemli bir kısmı, istisnalar nedeniyle mahrum kalınan vergilerin tahsili ile dengelenecektir. (Gelir İdaresi Başkanlığının Raporunda yer alan aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere, 2019 yılı için vergi harcama uygulamaları kapsamında devletin tahsil etmekten vazgeçtiği meblağ, tahmini olarak 126 milyar 584 milyon TL tutarındadır)


 
  • Tüm devlet kurumlarının ve bütçe dışı hesaplar ile fonların gelir ve giderleri tek hesapta (havuz sistemi) toplanacaktır. Böylece devlet, daha az borçlanma gereği hissedecek, bütçeden faiz giderleri azalacak ve yatırımlara daha fazla kaynak aktarılacaktır.
 
İDARİ REFORMLAR
  • Başta ekonomiyle ilgili kurumlar olmak üzere tüm devlet kurumlarında kurumsallaşma ve şeffaflaşma, öncelikli hedefimiz olacaktır.
  • Kayıt altında iş yapmak, kayıtdışı iş yapmaktan daha avantajlı hale getirilecektir. Kayıtdışı iş yapmanın cezaları ve denetimler artırılacak, kayıt altında olmanın ise prosedürleri kolaylaştırılacak ve mali yükümlülükleri azaltılacaktır. Böylece vergi yükü, sadece kayıt altında olan vatandaşlarımız ile kurumlarımızın omuzlarında kalmayacak, adil bir şekilde tabana yayılarak tüm kazanç sahiplerine dağıtılacaktır.
  • Vergi indirimleriyle birlikte devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirenlerin avantajlı olacağı ve ekonomik etkileri olan yasal düzenlemelerin en az bir yıl önceden ilan edileceği, öngörülebilir bir ekonomik ortam ve sistem oluşturulacaktır.
  • Katma değeri yüksek, stratejik ve yüksek teknoloji içeren ürünlerin üretimi teşvik edilecek ve bunun için özel sektörün gücü yetmediği takdirde bu yatırımlar devlet tarafından yapılacaktır. Devlet tarafından yatırım yapıldığı takdirde, bu yatırımlar üretim aşamasına geldikten sonra özelleştirilecektir. Bu özelleştirmeler, yüksek oranda fabrikaların bulunduğu bölge halkının hisse sahibi olmaları şeklinde yapılacak ve bölge halkının yatırımları sahiplenmesi sağlanacaktır. Böylece ihtiyaç olması halinde, “Yap-İşlet-Devret” modelinin tersi bir niteliğe sahip olan “Yap-İşlet-Özelleştir” yöntemiyle ülkemizin bir an önce yüksek teknoloji üretir hale gelmesi sağlanacaktır.
  • Yatırımlar ve büyük projeler, tüm ülke geneline yayılarak Anadolu’nun her ilinde yeni istihdam alanları oluşturulacaktır. Her ilimize yayılacak büyük yatırımlar ve projeler, kültürel hayatı canlandırmaya ve tarım ve hayvancılığı geliştirmeye yönelik teşviklerin de etkisiyle, büyükşehirlere göçü önleyecek ve hatta büyükşehirlerden tersine göçü başlatacaktır. 
  • Başlanılan yatırımların ileriki yıllarda bütçe ayrılmaması nedeniyle atıl kalmasını engellemek için, yatırımlar tamamlanana kadar daha önce öngörülen yatırım tutarlarının ilgili yılların bütçesine konulması zorunlu hale getirilecektir.
  • Asgari ücret ve kamu görevlilerinin maaşları, çalışılan/görev yapılan ilin “Pahalılık Endeksine” göre artırılarak belirlenecektir. Bu amaçla her il için objektif kıstaslara dayalı “Pahalılık Endeksi” oluşturulacak ve endeks hesaplanırken her ilin ortalama kira ücretleri, toplu taşıma ücretleri, elektrik, su, doğalgaz gibi her hanenin zorunlu giderleri ile temel gıda fiyatları esas alınacaktır. Bu sistemde endeksin en düşük olduğu il veya illerde asgari ücret ve kamu görevlilerinin maaşları değişmezken, pahalılık endeksinin arttığı illerde asgari ücrete, asgari ücrete bağlı olarak diğer ücretlere ve kamu görevlilerinin maaşlarına pahalılık endeksiyle orantılı ve vergiden muaf olacak şekilde ek tazminat ödenecektir. Böylece hayat pahalılığının yüksek olduğu illerdeki çalışanlar, hayat standartları açısından biraz daha rahatlayacaklardır. Bu sistem, işgücü daha ucuz olacağı için yatırımların daha önce yatırım almayan illerimiz de dâhil olmak üzere Anadolu’nun her köşesine dağılmasını, büyükşehirler dışındaki illerimizde de istihdamın artmasını ve büyükşehirlere göçün engellenmesini beraberinde getirecektir.
  • Üretici ile tüketici arasındaki aracıların kaldırılmasına ve hem üreticinin hem de tüketicinin korunmasına yönelik tedbirler alınacaktır. Bu kapsamda üretici birlikleri, kooperatifler veya uygun başka örgütlenme modelleri, prosedür olarak basitleştirilecek ve sübvansiyon veya benzeri kolaylıklar sağlanarak teşvik edilecektir.
  • Oda ve Birliklere zorunlu olarak ödenen tutarlar makul seviyelere çekilecek ve bu kurumlara üyelik zorunlu olmaktan çıkarılacaktır. Böylece üreticilerimiz ve esnafımız üzerindeki önemli bir yük daha kaldırılmış olacaktır.
  • Zincir mağazalarda satılabilecek ürün kategorisine sektörel sınırlama getirilecektir. Böylece gıda ve temizlik ürünlerinin yanında elektronik eşya, beyaz eşya, kırtasiye ürünleri, kitap ve dergi, yaş sebze ve meyve, kasaplık ürünler, süt ürünleri, tekstil ürünleri, züccaciye ürünleri, sigara ve alkollü ürünler ile benzeri farklı kategorilerde ürün satan ve ülkemizin her şehrinde yaygın bir mağaza zincirine sahip olan şirketlerin küçük ve orta ölçekli esnafımızı mağdur etmeleri önlenecektir.
  • Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle yüksek geçiş ücretleri ve geçiş sayısı garantileri ile ihale edilen Osman Gazi Köprüsü, Avrasya Tüneli ve 3. Boğaz Köprüsü gibi yatırımlar, verilen geçiş garantilerinin ancak yarısına ulaşılabilmesi nedeniyle hem bütçeye ağır yükler getirmekte, hem de yüksek fiyatlar nedeniyle vatandaşlarımızı zorlamaktadır. Vatandaşlarımızı bu ağır yükten kurtarmak amacıyla, bu gibi yatırımlar için yatırımcıların bugüne kadar yaptıkları her türlü masraf, üzerine cüzî bir kâr eklenerek kendilerine ödenecek ve yatırımlar kamulaştırılacaktır. Böylece yüksek fiyatlar ve geçiş sayıları nedeniyle gelecek nesillere yüklenen büyük bütçe giderleri kaldırılacak ve bu hizmetleri kullanma ücretleri, benzer diğer kamu hizmetlerinin fiyatlarına eş değer düzeylere düşürülecektir.  
  • Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) yöntemi ile yatırım maliyetlerinin çok üzerinde hazine garantileri verilerek yaptırılan ve bütçeye gereksiz ağır yükler getiren Şehir Hastaneleri de, KÖİ yöntemiyle yapılan köprü ve otoyollar gibi yatırımcıların bugüne kadar yaptıkları her türlü masraf, üzerine cüzî bir kâr eklenerek kamulaştırılacak ve işletmeleri devlet eli ile yürütülecektir.
  • Sermaye piyasaları derinleştirilerek reel sektörün bankacılık sistemine ihtiyacı azaltılacaktır. Şirketlerin halka açılmalarını kolaylaştıran ama aynı zamanda halkın tasarruflarını koruyucu titiz denetimler de getiren düzenlemeler yapılacaktır. Böylece hem girişimcilere finansman kolaylığı sağlanacak, hem de halkın bu girişimlerden kazanç sağlamasının önü açılacaktır.
  • İhracatçının önünü açacak adımlar atılacak, Orta Asya başta olmak üzere gönül coğrafyalarımızda yeni pazarlar geliştirilecek ve bu coğrafyalarla Ortak Pazar kurulmasına ve serbest ticaret anlaşmaları imzalanmasına yönelik girişimler başlatılacaktır.
  • Gümrük kapılarından işlemlerin hızlı ve yolsuzluğa mahal vermeyecek şekilde gerçekleşmesi için her türlü teknolojik yenilikler uygulanacak, kapılardaki bürokrasi mümkün olan en asgari seviyeye düşürülecek ve yapılan iş ve işlemlere yönelik etkin bir denetim sistemi geliştirilecektir.
  • Kamu sermayeli kuruluşların kârlı ve verimli çalışması için gerekli düzenlemeler yapılacak, bu kuruluşlar için norm kadrolar belirlenerek "arpalık" olarak görülmeleri veya kullanılmaları engellenecektir.
  • Kamu İhale Kanununda yapılan istisnalar kaldırılacak, kayırma ve yolsuzluğa neden olan davet usulü (belli istekliler arasında ihale usulü) ile ihale yöntemine son verilecek ve İhale Kanunu bugüne kadar elde edilen tecrübeler ışığında ve Avrupa Birliği standartlarına uygun olacak şekilde yenilenecektir.
  • Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, yeniden bağımsız idari otoriteler haline getirilecekler ve piyasa gözetim ve denetimini siyasi müdahaleler olmaksızın daha etkin uygulayabileceklerdir.
  • Milli kripto para üretilecek ve bu kripto paranın uluslararası düzeyde tercih edilen bir para olması için gerekli tedbirler alınacaktır.
  • Sürdürülebilir bir blockchain (blok zinciri) ekosistemi için hukuki düzenlemeler yapılacaktır.
  • Teşvik ve hibelerin yatırıma dönüşmesi, hassasiyetle takip edilecek ve amacına uygun kullanılmayan teşvik ve hibeler, yararlanıcılarından faiziyle geri tahsil edilecektir.
  • Yatırımcılar için valilikler nezdinde "tek durak ofisleri" oluşturulacak ve yatırımcının her kurumla ayrı ayrı muhatap olmasına gerek kalmayacaktır.
  • Vergi ve sosyal güvenlik alanlarındaki bürokratik prosedürler kolaylaştırılacak ve kırtasiyeciliğe son verilecektir.
  • Bakanlıklar ve diğer kamu kurum/kuruluşlarının hizmet binaları, başta Başkent Ankara olmak üzere tüm il ve ilçelerimizde kolaylıkla ulaşılabilecek ve aynı kurumlara ait dağınık hizmet binaları birleştirilecek şekilde, il ve ilçelerimizin en uygun bölgelerine toplu olarak (kampüs halinde) konumlandırılacaklardır. Böylece birçok dağınık hizmet binasına sahip olan bakanlık ve diğer kamu kurumlarında ulaşım, güvenlik, temizlik, ısıtma, tadilat ve benzeri hususlarda önemli bir tasarruf sağlanacaktır.
  • Kamu maliyesinde şeffaflık esas olacaktır. Kamu kurumlarının harcamaları ile hizmet ve ürün aldıkları firmalar/kurumlar, hem kendi web sayfalarından hem de bu kayıtların tutulduğu merkezi bir web sitesinden kamuoyu ile paylaşılacaktır. Böylece kamu harcamalarının kamuoyu denetimi altında ve herhangi bir kayırma vs. yaşanmadan yapılması sağlanacaktır.
  • Kamudaki yolsuzluk ve israfın önüne geçmek için kurumların iç denetim mekanizmaları ile Sayıştay, Maliye Bakanlığı ve Devlet Denetleme Kurumu denetimleri etkin olarak kullanılacaktır.
  • Sadece Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcıları, TBMM Başkanı, Bakanlar, Bakan Yardımcıları (Müsteşarlar), tüzel kişiliği olan kurumların en üst amirleri ve Belediye Başkanları makam aracı kullanabilecek, diğer tüm makam araçları satılacak veya kiralaması sonlandırılacaktır. Diğer üst düzey bürokratlar, ihtiyaç halinde kurumlarına tahsis edilen hizmet araçlarını kullanacaklar, ancak hizmet araçlarını makam aracı gibi kullananlara disiplin cezaları uygulanacak ve idari görevlerine son verilecektir.
  • Sınırlı sayıdaki makamlara tahsis edilen makam araçları için koruma ve eskort araç sınırlaması getirilecek, bu araçların hiçbirine çakar  veya tepe lambası konulamayacak ve bu araçlar, trafikte diğer araçları taciz edebilecek önceliğe sahip olmayacaklardır.
  • Daha önce bakanlık veya diğer üst düzey devlet görevlerinde bulundukları için kendilerine makam aracı, şoför ve koruma tahsis edilenlerden, bu araç, şoför ve korumalar geri çekilecek ve kamu kaynaklarının israfına yol açan bu uygulamaya son verilecektir.
  • Milletvekilleri, bakanlar, üst düzey bürokratlar, hakim-savcılar, belediye başkanları da dahil olmak üzere hiç kimseye trafikte, sosyal güvenlik düzenlemelerinde veya başka herhangi bir konuda/alanda hiçbir ayrıcalık tanınmayacak ve bugüne kadar tanınan tüm ayrıcalıklara son verilecektir.
  • Kurumların temsil ve ağırlama ödenekleri, asgari düzeylere düşürülecek ve alınan diğer tedbirlerle devlet makamlarının şatafat için kullanılması engellenecektir.
  • Etki analizi çalışmaları, başta ekonomi politikaları olmak üzere her alanda yaygınlaştırılacaktır.
  • “Ölçemediğinizi yönetemezsiniz” tespitinden ve doğru kararlar ile politikalar için doğru veri ve istatistiklere ihtiyaç olduğu gerçeğinden hareketle, ulusal ve yerel düzeyde hayatın her alanında doğru veriler elde edilmesine yönelik stratejiler geliştirilecektir. Veri temin etme ve veri girişi yapma amacıyla 1980’li yıllarda oluşturulan “Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni (VHKİ)” kadrolarının görev tanımı, sadece veri temini ve girişine yönelik hale getirilecek ve belde seviyesinden ulusal düzeye kadar her kademedeki devlet kurumu için bu kadrolar tahsis edilecektir. VHKİ kadrolarına atama için belirli eğitimlerin bitirilmesi şartı getirilecek ve bu kadroların özlük hakları iyileştirilecektir.
  • Karşılıksız çek için uygulanan adli para cezası devam etmek kaydıyla, hapis cezası kaldırılacak ve bu nedenle cezaevinde olanlar tahliye edilecektir.
  • Haciz ve trafik cezaları gibi nedenlerle yediemin ve gümrüklerde bağlı olan araçların ekonomiye hızla kazandırılması ve hem vatandaşlarımızın, hem de otopark işletmecilerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için ilgili kanunlarda düzenlemeler yapılacaktır.
  • Alkollü ürünlere saat 22’den sonra getirilen satış yasağı, 2 saat daha uzatılarak Tekel Bayilerinin mağduriyetleri önlenecektir.
  • Hem esnafımızı, hem de AVM çalışanlarını koruma amaçlı olarak Alış Veriş Merkezlerinin (AVM’lerin), haftada bir gün ve dini bayramlarda kapalı olmalarına yönelik düzenleme yapılacaktır. 
  • AVM esnafını ve yatırımcılarını koruma amaçlı olarak her ilde nüfus büyüklüğü ile orantılı olarak AVM sayısına sınırlama getirilecek ve bu sınırlama dâhilinde yeni açılacak AVM’lerin şehir merkezine belirlenecek uzaklıkta olmaları ve AVM içindeki tüm mağazaların güneş ışığını alacak şekilde tasarlanmaları sağlanacaktır.
  • AVM çalışanları başta olmak üzere perakende sektörü çalışanlarının çalışma şartları ile hak ve yükümlülükleri, hem esnafımızı, hem de çalışanları mağdur etmeyecek şekilde düzenlenecektir.
 
 
Foto Galeri